8563_421×281.gif

61. Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın ‘en iyi yönetmen’ ödülünü alması Türk sineması için bir milat oldu. 1982 yılında Yılmaz Güney’in Cannes’ın en büyük ödülü olan ‘Altın Palmiye’yi almasından 17 yıl sonra bir yönetmen için Oscar’dan sonra dünyanın en prestijli festivalinden bu ödülü almak, başarısını tescillediği anlamına geliyordu. Peki bu haber Türk sinema dünyasında nasıl karşılandı?
Osman Sınav’ın Habertük ekranlarında yayınlanan Balçiçek Pamir’in programında ‘Bu ödül Nuri Bilge Ceylan’ın kişisel başarısısdır. Üç Maymun, sinemamıza hiçbir şey getirmez’, sözleri gündem yarattı.

Türkiye’nin yabancı olduğu ve Fransa’nın Cannes şehrinde yapılan dünyanın gözünü diktiği bu festivalde Fatih Akın geçen yıl ‘en iyi senaryo ödülü’nü almış, bu yıl da Nuri Bilge Ceylan üçüncü ve en büyük ödülünü kazanmıştı. Cannes’da başarı kazanmak ne anlama geliyordu? Nuri Bilge Ceylan’ın ödülü Türk sinemasına ne getirecekti? Bu soruları konunun en yetkili ağızlara sorduk. Ancak son dönemde Türk sinemasına filmleriyle katkıda bulunmuş yönetmenler, sorularımızı karşılıksız bıraktı.

Bu isimlerden özellikle ikisi oldukça dikkat çekici. Sinan Çetin ve Semih Kaplanoğlu… Geçen yıl 60. Cannes Film Festivali Quinzaine des Realisateurs Bölümü’ne katılan Semih Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’ isimli filmi festival filmlerinin bir numaralı tartışma konusu olmuştu.
Uzunca bir süre festivallerde ödüller alıp Türk seyircisi tarafından izlenmeyen filmler ‘Recep İvedik mi, Yumurta mı?’ başlığıyla tartışılmıştı. Bilindiği gibi bu tartışmayı da Sinan Çetin başlatmıştı.

Semih Kaplanoğlu, filmin Altın Portakal almasından sonra ‘Bu filmde entelektüel bir kabızlık var’ diyen Çetin’e, ‘Allah seni ıslah etsin. Ben en azından filmlerimi zamanında bitirp vizyona çıkarabiliyorum,’ demişti.

Belli ki; iki yönetmen de festival filmleri ile ilgili ikinci bir ‘Yumurta’ vakası çıkarmamak için şimdilik susuyor!

Yakın gelecekte sinema dünyasını bekleyen bu tür tartışmalardan kaçınan birçok yönetmenin şimdilik telefonları ya kapalı ya da başka sesler onların yerine çağrılara cevap veriyor!

Sorularımızı yanıtlayan yönetmenlerin yorumları ise şöyle:

Derviş Zaim:
(Filler ve Çimen, Çamur, Cenneti Beklerken filmleri yönetmeni)

Nuri Bilge Ceylan’ı tebrik etmek gerekir. Bu kariyerine yeni bir noktadır. Türk sinemasına faydalı olacak. Türk sinemasının adını duyuruyor. Öteki filmlere de yardımcı oluyor. Bir katkı sağlamaz diyenler, uluslararası piyasayı bilmeyen insanlar. Bu ödül sinemamıza katkı sağlayacak. kapılar tabii ki hemen açılmaz ama duvarın üstüne bir tuğla daha eklemiştir, Nuri Bilge Ceylan!

Sırrı Süreyya Önder:
(Beynelmilel filmi yönetmeni, O… Çocukları senaristi)

Çok sevindim, gurur duydum. Büyük başarı. Sonra da Yılmaz Güney’i hatırladım. Altın Palmiye almıştı. Şerif Gören işe pasaport alamadığı için ödül törenine gidememişti. Yılmaz Güney’e de reva görülen şeyleri biliyoruz zaten. Aynı meslek, aynı alan ama devletin yoksullardan yana birşeyler söyleyenlere nasıl davrandığını gördük. Ancak Nuri Bilge nin başarısı alkışlanmalı, seçkin bir yerde muhafaza edilmeli.
Türk sineması ödüllerle ne ilerler ne geriler. Sinemada emdüstirleşme önce emekçilerin hakkını teslim etmekle olur. Telif yasası, yaratıcı alanda çalışanların hakları sağlanması gibi konular çözülmeden sinema ’sektör’ olamaz zaten.
N. Bilge’nin sineması benim yaptığım sinemaya çok uzak. Farklı sinemaları var ama bu başarılarını eksiltmez. Uluslararası alanda onaylanmak başkadır. Evet, bana çok uzak bir sinema ama onu en çok ben alkışlamak isterim.

Serdar Akar:
(Kurtlar Vadisi Irak, Barda filmleri yönetmeni)

Bu çok güzel bir ödül kuşkusuz. Bunun başka bir izahı yok! Süper birşey yahu! Ama şunu söyleyeyim, bu hemen bir taeihsel sürecin başlangıcı olmaz. Üzrinden vakit geçmeli. Sürece bir bakmalıyız. Şu anda çok fazla Türk filmi çekiliyor, gişeler artıyor. İlk filmini çeken yönetmenler çoğalıyor. Cannes’da başarılar geliyor. Tüm gelişmeler bir 10 yıl sonra sonuç verecek. O zaman ne olmuş ne olmamış görebileceğiz. Yalnız bu film birşey kazandırdı. Nuri Bilge’nın Avrupa’daki bu başarısı sayesinde yeni Türk filmlerinin Avrupa’dan fon alması kolaylaşacak. Eğer para kazanmak, gişe yapmaksa Nuri Bilge bu ödülle gişeden daha fazla para kazandı. Ne olmuş yani? Bu ödül iyi yönetmen olmanın tescili gibi. Tabi ki sinemacı kendi çektiği filmlerinin kendi ülke vatandaşı tarafından izlenmesini ister. Ama seyircinin kültür seviyesi, sayısı ve sinemaya ilgisi ile ilgili bir durum bu. Bundan sonra da Nuri Bilge’nin seyirci sayısı da artacaktır, yani artsın da bence.