1990 Sonrası Türk Sinema Tarihi Seminerleri
Türk Sineması Temmuz 27th, 2008
Yeni İnsan Yeni Sinema dergisi ve NHKM Sinema Topluluğu işbirliğinde ve sinema yazarı Zahit Atam’ın kordinatörlüğünde hazırlanan 1990 Sonrası Türk Sinema Tarihi Seminerleri 2 Ağustos’ta NHKM’de başlıyor…
1990 Sonrası Türk Sinema Tarihi Seminerleri
ZAHİT ATAM
2 Ağustos – 6 Eylül 2008
Nazım Hikmet Kültür Merkezi - Kadıköy
1939–1990 arasında devam eden Yeşilçam ‘Arabesk’ filmiyle biterken, Türk sineması kuruluşundan itibaren en büyük iktisadi ve toplumsal ilgi krizini birlikte yaşıyordu. 1994’e kadar olan dönemde toplam yerli film seyircisi bir milyona bile ulaşmıyordu. Oysa ki 1960’larda yalnızca İstanbul’da, yerli film seyircisi yıllık 25 milyondu. Yine 60’larda 3000 büyük kapasiteli sinema salonu varken, 1990’ların başında bu sayı yalnızca 300’dü ve salonların seyirci kapasitesi düşmüştü. Var olanların da büyük bölümü Hollywood filmi gösteriyordu.
1994 bir tür milat oldu. Derin krizi hatırlarsınız, ardından Türkiye’de yerli filmler yapılmaya başlandı ve sinemamız iki büyük öbekte toplandı, bir yanda sanat sineması öte yanda ticari sinema… Bu sürece sanat sineması öncülük etti. Bugün sinema yapan önemli yönetmenlerin tamamı neredeyse 50 yaşın altında ve her birisi büyük oranda kendi senaryolarını kendi yazıyor. Bunun yanı sıra, geçmişte hayali hikayeler, anlamsız karakterler, kötü bir sinema dili hakimken bugün çok daha tutarlı ve stilistik bir hale geldi. Geçmişteki karakterlerin yerine yaşamın dili, toplumsal hayatımızdaki insanların öyküleri geldi. Yaşayan karakterler tekrar sinemaya döndüler. Ancak bu kez toplumumuz bizzat çok daha gerçekçi ve bizden olan bu filmlere sırtını dönmüştü. Evet, ödülleri bunlar alıyorlardı, üstelik bu kez yurtdışında da. Ancak Türkiye’de 1994 sonrasında yapılan ve ödül bütün filmlerin toplam seyircisi bir Recep İvedik bile etmiyor. Tarihimiz bu paradoksu aşan tek yönetmenimiz olduğunu gösteriyor ve bugünün yönetmenleri için geçmişin en saygın ismi de bu yönetmen… Hem sanat hem politika yapan ve ciddi bir kitlesel seyirciye sahip isim Yılmaz Güney’di…
Bu paradoksu yeniden aşan ve yaşama sımsıkı sarılacak bir sanat sineması dileğiyle yola çıkarken, 1994 sonrasında film yapmaya başlamış ve sanatımız için yüz akı olan dört sanatçımız, bir de ticari sinemanın bir temsilcisi ve neredeyse tekeli haline gelen Sinan Çetin olmak üzere beş yönetmenle son 15 yılın sinemasını değerlendiriyoruz.
1. Zeki Demirkubuz,
2. Yeşim Ustaoğlu,
3. Nuri Bilge Ceylan,
4. Semih Kaplanoğlu,
5. Sinan Çetin
Bir haftasında dönemi genel olarak alacağımız, ticari sinemayla sanat sineması arasında karşılaştırmalar yapacağımız ve özellikle Özal’la simgelenen “gemisini kurtaran kaptan” ve “benden sonra tufan” diyenlerin yükseldiği dönemin anti-tezi olarak Yavuz Turgul’un kaybeden insanlarını inceleyeceğimiz bir tartışmadan oluşan 6 oturumluk “1994’ten Günümüze Türk Sineması” başlıklı seminerlerimiz başlıyor. İlk yönetmen Zeki Demirkubuz’la birlikte 2 Ağustos Cumartesi ilk seminerimiz gerçekleştirecektir. Cumartesi’den Cumartesiye toplanacağız ve 14:00-16:30 saatleri arasında bir araya geleceğiz. Seminerlerimiz Seminer Odası’nda yapılacak. Geniş bir literatür taraması yapılan, film seyredilip tartışılan ve yönetmenlerle görüşmelerden yararlanılan bu seminerin, eleştirel bir yakın tarih okuması olmasına çalışıyoruz. Yılbaşına kadar seminerlerimiz bir kitapla da taçlanırsa hedefimize ulaşmış oluruz. Tartışmak, seyretmek ve yazmak dileğiyle, tarihimizle yüzleşmek için…
Filmler:
Zeki Demirkubuz: C Blok, Masumiyet, Yazgı, İtiraf, Bekleme Odası, Kader.
Yeşim Ustaoğlu : İz, Güneşe Yolculuk, Bulutları Beklerken.
Nuri Bilge Ceylan : Koza, Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, Uzak, İklimler, Üç Maymun.
Semih Kaplanoğlu : Herkes Kendi Evinde, Meleğin Düşüşü, Yumurta.
Sinan Çetin : Bir Günün Hikayesi, Çirkinler de Sever, Çiçek Abbas, 14 Numara, Gökyüzü, Prenses, Berlin in Berlin, Bay E, Propaganda, Komser Şekspir