20080518195808_44667600_indy_prem_203gettyi.jpgBu yüzden filmin Cannes’daki gösteriminde izleyenleri güzel bir sürpriz bekliyordu. Film gayet heyecan dolu ve zevkliydi. Üstelik Cannes’daki gösterim ardından yönetmen Steven Spielberg, beşinci bir Indiana Jones da yapabileceğini söyledi.

Filmin adında bahsi geçen Kristal Kafatası’nın çevresine örülü hikaye biraz uyduruktu ama Indiana Jones genel olarak böyledir.

Her bir Indiana Jones hikayesi, karakterin yaratıcısı ve yazarlarından George Lucas’ın “MacGuffin” adını taktığı bir gizemli nesne çevresine örülmüştür..

Yakışıklı ve cesur arkeologumuz Indiana bu gizemli ve kutsal objeyi arar tüm filmlerde. Indiana bu kez de Amazon’un göbeğinde hayaletler tarafından korunan kayıp şehre geri götürülmesi gereken bir kafatasının peşinde.

Film bir Indiana Jones senaryosunun içermesi gereken tüm klasik ayrıntıları içeriyor. Karanlık ve esrarengiz tapınaklar, bunların içine girenleri bekleyen şeytani tuzaklar, duvarlardaki tarihi çizim ve yazılar ve tehlikeden tehlikeye düşen kadın kahramanın üzerine sıçrayan dehşet verici bir sürü börtü böcek.

Tabi ki saçma sapan ama bilet parasına değecek kadar eğlenceli.

Yönetmen Steven Spielberg bilgisayarlı efektlerden olabildiğince kaçınmış. Bu nedenle film son zamanların macera filmlerinde pek raslanmayan bir gerçeklik duygusu veriyor hareketli sahnelerde.

Filmde Cate Blanchett de kötü Rus kadın karakterini canlandırıyor.

Filmin Indiana Jones’un sıkı takipçilerini tam olarak tatmin etmesi mümkün değil elbette. Ama 19 yıllık aradan sonra kalite tutturulmuş doğrusu.

Kısacası Indy’nin dediği gibi “Bilmiyorum ki, yalnızca bir hikaye işte”…