Kürt Sineması

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Irak Kürdistan Federe Bölgesi’nde düzenlenen Kürt Kısa Filmleri Festivali’nde bir araya gelen sanatçılar Kürt sinemasının çocukluk dönemi yaşadığına dikkat çekerek, Kürt kültürünün gelişiminde sinemaya büyük rol düştüğüne vurgu yaptı.
Devamını Oku… »

İran Sineması

Sinema Tarihi Yorum Yok »

İlk Dönem

§ Kaçar hanedanından Muzafereddin Şah 1900 yılında gittiği Fransa’da sarayın ekkasbaşısı Mirza İbrahimhan ile gördüğü sinematograftan çok etkilenir. Sinema aletlerini ve onları kullanması için Mirza İbrahimhan’ı Tahran’a getirir. Muzafereddin Şah’ın ölümüne kadar sarayın ilk kameramanı görevini yapar.
Devamını Oku… »

Küba Sineması

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1971 Nisan’ında Havana’da toplanan ilk eğitim ve kültür kongresinde, delegeler, Kuzey Amerika’nın egemenliği sırasında Küba’nın kültürünün yok edilmesini kamuoyuna açıklamak için şöyle bir bildiri yayınladılar:
Devamını Oku… »

Çin Çılgın Akım Sineması

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1930′lu yılların başından itibaren Çin sineması, “dev bir çağ”a girdi. Bu dönemde daha önceleri asıl ilgilerini operaya yönelten solcu sanatçılar da sinemayla ilgilenmeye başladı. Yeni konular bulmakta zorluk çeken sinema şirketleri de solcu sanatçılarla işbirliği yapmayı, izleyicilerin dikkatini çeken aktif bir deneme olarak görüyordu. 1932 yılında Xia Yan, Qian Xintun ve Zheng Boqi dahil bir grup edebiyatçı, Ming Xin Film Şirketi’ne girdi. Ertesi yıl Ming Xin Şirketi, ilk grup “solcu filmi” ortaya koydu. Bunlardan “Çılgın Akım” filmi, ilk “solcu film” olarak nitelendirilirken, günümüzde hâlâ gösterimde olan “İlkbahardaki İpekböceği” de bu türdeki filmlerin olgunlaşmasını simgeledi.
Devamını Oku… »

Genç İsviçre Sineması( Le Jeune Cinéma Suisse)

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Genç İsviçre (özellikle Roman) Sineması’nın ortaya çıkışı 1964 dolaylarındadır. 1924′te doğmuş İsviçre sineması, İkinci Dünya Savaşı’na kadar yılda bir ya da iki uzun metraj üretmişti. Karışıklık sırasında ülkenin kendini tecrit etmesi yılda on filme kadar ulaşmış olan (özellikle İsviçre’nin Almanca konuşulan kesiminde) üretimin gelişmesine yaramıştı.
Devamını Oku… »

İtalyan Yeni Gerçekçiliği

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Son 15 yılın anti-Hollywood başkaldırısı bir ilk girişimle, genel bir tekrar biçimiyle önce gelir, belki de kendini duyurur: İtalyan Yeni Gerçekliği.

Kuşkusuz, karakterize edilmiş diğer okullar, ondan önce, uyuşturucu sinemanın oyunlarını ve hükümlerini bırakan politik bir estetik, bir yöntem önerdiler: Altın çağını yaşayan Sovyet sineması, 1922-1932 arasında Alman işçi sineması ve otuzlu yılların İngiliz belgeci okulu ya da Fransız Halk Cephesi’nin şairane gerçekçiliği gibi daha az yetkin diğerleri.
Devamını Oku… »

Dışa Vurumcu Alman Sineması

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1900lü yıllarda Fransa, Rusya, İsveç, Norveç, Çekoslovakya ve Polonya ile tek tük İngiltere ve Amerika’da görülen bu akım gerçek anlamda kendini tüm sanatlardaki gelişmesiyle kendini Almanya«da göstermiştir. Devamını Oku… »

Deneysel Sinema

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü Deneysel Film için “Sinemada alışılmışın dışında yenilikler deneyen film çeşiti ” tanımını veriyor. (Özön, 1981:78) Kantz ise Deneysel Sinemayı açıklarken özgün ve gelenekselden ayrı çalışmalar yapan kişileri kapsar demektedir.

Sabri Kaliç ise Deneysel Sinema adlı yapıtında her yenilik getirmiş film Deneysel filmdir diye açıklar. Deneysel Sinema hakkında tanımlar birebir yapılanı açıklamaya yeterli olmadığı gibi; bu çalışmaları da adlandırırken bir karışıklık söz konusudur. Kaliç Deneysel Sinemayı adlandırmak için; underground (yeraltı) sinema, Avant Garde (öncü) Sinema, Independent (Bağımsız) Sinema ve Expeirimental (Deneysel) Sinema gibi terimler kullanılmaktadır. Deneysel filmleri tanımlamanın en iyi yolu onların “Tanım kabul etmez “oldukları gerçeğini görmektedir.

Deneysel film çekimlerinden örnekler
TONY CONRAD (Flicker / Kırpışma, 1966)
ANDY WARHOL (Sleep / Uyku, 1963)
LOUİS DELLUC (Fievre)
LOUİS BUNUEL (Un chien andolou /Endülüs köpeği)
VİKİNG EGGELİNG (Diagrol symphanien /Çapraz Senfoni)

Yeni Sinema

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Yeni Sinema akımı 1960larda Brezilyada yayılmaya başladı. Amacı yabancı etkilerden uzak olarak kendi film kültürlerini oluşturmaktı. NELSON PEREİRA DOS SANTOS, GLAUBER ROCHA VE RUY GUERRA gibi yönetmenlerin bayrak taşıyıcılığını yaptığı “Yeni Sinema” akımı kendi ülkelerindeki ve dünyadaki sinema izleyicilerine, toplumsal adaletsizliğin egemen olduğu bir ülkenin gerçeklerini, bazen bir belgeselin gerçekliğiyle bazen de Brezilya kültürünün izlerini taşıyan simgeleri kullanarak gözler önüne sermektedir. Yeni Sinema elemanları yaptıkları filmlerde, anlatımdaki özgürlükleri ve yapımdaki bağımsızlıkları açısından örnek gösterebilecek bir akımdır. 1967 sonrasında dünyadaki gelişmeler siyasal, sosyal ve ekonomik alandaki bunalımlar Yeni Sinemacılara büyük bir darbe vurdu. Toplumsal içerikli konulardan uzaklaşılarak renkli karnaval ve eğlence havalarına ilişik konular yer aldı yeni filmlerde. Açlığın, tutkunun ve şiddetin sineması olan Yeni Sinema böylelikle yeni bir boyut kazandı ve gerçek amacından uzaklaştı.

Bu akımın temsilcileri
GLAUBER ROCHA (TERRA EM TRANSE /Kendinden geçmiş ülke)
ANTONİA DES MORTES (Borrauanto /Fırtına)
RUY GUERRA (Os café jestes /Arzu plajı)

Özgür Sinema

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1956da LİNDSAY ANDERSON, KAREL REİSZ ve TONY RİCHARDSON tarafından yönlendirilen, Anderson ve Reisz«ineditörü oldukları SEQUENCE dergisinde düşüncelerini yayımladıkları İngiliz belge hareketidir. Politik atmosfere de yansıyan bu akım yeni solun başlamasıyla ticari İngiliz sinemasını da etkilemiştir. Çalışan sınıfın problemleri ve sosyal içerikli konularıyla İngiliz Sinema Enstitüsü (BFIY) tarafından destek gören bu akımın yönetmenleri ilk yapıtları olarak belgesellerle başarı kazanmıştır. Ardından konulu filmlere geçilmiştir.

Akımı temsil eden başlıca yönetmenler ve filmleri
LİNDSAY ANDERSON (This Sporting life
TONY RICHARDSON (Angry young men /Öfkeli gençler)
KAREL REİSZ (Saturday nigth and Sunday morning / Sevişme Günleri)

Yeni Dalga

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1950 sonrasının Fransa’sında ortaya çıkmış bir sinema akımıdır. Fransız Yeni Dalga akımı 2. Dünya savaşı sonrası varolan Fransız film yapım kurumuna karşı tepki olarak doğmuştur. “İlk olarak kişilerin filmleri, aynı bir romancının kitap yazması veya bestecinin bir müzik parçasını yaratması gibi yorumlamaları gerektiğine inanmışlardır.” İkinci olarak klasik HOLLYWOOD film yapımından farklı olarak yeni bir sinema dilinin bulunması gerektiğine inanmışlardır.

Savaş sonrası sarsıntıları aza indirgemek için hükümet destekli filmlerin yapımı CNC’nin (Contre National Cinematographie) 1946 Ekiminde kurulması, yabancı ortak yapımlı filmlerin yapımı (Savaş bitti, Çılgın Pierrot, Ve Tanrı Kadını yarattı.) Fransız sinemasını yeniden canlandırdı. Bu gelişmelerin etkisi ile 1960ların başlarında Fransız Yeni Dalga film endüstrisinin kalbi ve ruhu haline geldi. Bu akımın yönetmenleri esinlenmelerini olağanüstü bir Paris kurumu olan SİNEMATEK FRANSA Ôda buldukları sinema tarihinden aldılar.

Yeni Dalga yönetmenleri HOLLYWOOD«un yüzeyselliğinden kaçmışlardır. Roberto Rossellini’yi örnek alarak Paris«in sokaklarına çıkmışlardır. Sokaklarda doğal ışıklar kullanmışlardır. “Yeni dalga yönetmenleri sonsuz kurgulama olanakları, kamera çalışması, ses ve mizansenle oynamayı sevmişlerdir. Aynı zamanda sevilen filmlerden alıntılar yapılmıştır. Yeni Dalga klasik HOLLYWOOD öykülemesinden farklı bir stilde hikayeler yaratır. Öyküleyici sahneler birbirini anlamlı bir biçimde izlemez. Seyirci hiçbir zaman ne olacağını bilemez. Komik bir sahne bir cinayetle tamamlanabilir. Kurgulama can alıcıdır. Yeni Dalga filmleri çok az net kapanışa ererler, sadece biterler. Tipik yeni dalga öykülemesinde kişi ile toplum arasında çok az ilişki olduğu gibi karakterler hiçbir aile ya da politika bağı olmayan öğrencilerdir.”(Biryıldız, 90-91)

Bu akımı temsil eden belli başlı yönetmenler
ALAİN RESNAİS (Nuit et Marienbad/Geçen yıl Marienbad)
FRANÇOİS TRUFFAUT (400 darbe)
JEAN LOC GODARD

Yeni Gerçekçilik

Sinema Tarihi Yorum Yok »

1945 sonrası İtalya«da doğmuş olan bu akımda sinema yeni bir boyut kazanmış, JEAN RENOİR’la birlikte “ŞİİRSEL REALİZM” tarzını benimseyen filmler yapılmaya başlanıyor. Akıma göre “Genel erkek ve kadına yönelmelidir. Gerçek hayat oluşumlarında kapıların dışında çekimler yapılmalı; adeta bir belgeselle aynı tarzda olmalıdır.” (Biryıldız, 66)

Yeni Gerçekçi yönetmenler kamerayı sokağa taşıyarak anti-stüdyo görüşünü oluşturdular. HOLLYWOOD ışıklandırmasını göz ardı ederek yerleşim yerinde doğal ışığı kullandılar. Melodramlar bir kenara bırakılarak savaştan sonra zarar görmüş ülkelerin sokaklarına yöneldiler.Kamera ile en iyi şekilde eldeki anın gerçeğini yakalamaya çalışırlarken aktör ve aktrisler de “DOĞAÇLAMA” yolunu seçtiler. “ÇERÇEVELEME VE KAMERA HAREKETİ” 1930lara doğru yerini esnek ve serbest kamera hareketlerine bıraktı.

Yerleşimdeki doğal sesleri kayıt etmek imkansız olduğundan diyalog, müzik ve sesler sonradan ekleniyordu. Öykü bırakılarak hayatın acı tecrübesine yakınlık kural haline geldi. Hikaye örgüsü olmaksızın bir olay olduğu gibi görüntüleniyordu. Fakirlik, işsizlik, savaş sonrası ekonomik kaos ve belirsizlik filmlerin başlıca öğeleriydi. Filmlerde son yoktu ve gelecek belirsizdi. İtalya’nın o günkü tarihsel koşulları nedeniyle insanların içine düştükleri trajedi ve boşluk filmlerde yaratılan boşluğun getirdiği acı ve belirsizliğe yansıtılmıştır.

Bu akımın belli başlı yönetmen ve filmleri
LUCHİNO VİSCONTİ (The Postman always rings twice /Postacı kapıyı iki kere çalar.)(Terra Trema /Yer sarsılıyor.)(Rocco ei Suoi Fratelli /Rocco kardeşler)
ROBERTO ROSSELLİNİ (Roma açık şehir)(Hemşeri)(Germania anna Zero /Almanya sıfır yılı)
VİTTORİA DE SİCA (Sciuscia /Boyacı ya da Kaldırım Çocukları)(Ladri Biciclette /Bisiklet Hırsızları)

Şairane Gerçekçilik

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Şairane Gerçekçilik Fransa’da doğmuş ve en çok ilgiyi de bu ülkede toplamış bir akımdır. Akım “ŞİİRSELLİK” ve “GERÇEKÇİLİK” olmak üzere iki dinamik üzerine temellendirilebilinir.

“Akımın şiirselliği; seçilen mekanlarda ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır. Islak caddeler, sisli limanlar ve kır kahveleri mekan olarak seçilmekle beraber, film karakterlerini, asker kaçakları, umutsuz katiller ve yaptığı evlilikten mutlu olmamış kadınlar oluşturmaktadır. Filmlere marazi bir ruh hali hakimdir. Genellikle yasak ya da imkansız aşklar anlatılmaktadır.

Akımın “GERÇEKÇİLİK” yönünü ise karakterlerin karşılarına çıkan yaşamın katılığın simgesi olarak görülen POLİS ve GANSTERLER«in varlığıdır.” (Onaran, 1986:138) Akımın ortaya çıkmasında JEAN VİGO, MERCEL L«HERBIER ve JULIEN DUVIVIER gibi yönetmenler etkilidir.

Akımı temsil eden belli başlı filmler
HAL VE GİDİŞ SIFIR (JEAN VİGO)
GEÇİP GİDEN ÇATANA (JEAN VİGO)

Dogma Akımı

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Sinema ilk yıllarda renksiz ve sessiz olarak karşımıza çıktı. Kısa zamanda seyirciye kendini sevdirdi. Daha sonra renk ve ses unsuru da eklenince seyircisi arttı. İlk yıllarda Avrupa ve Avrupalı yönetmenleri barındıran Amerika etkisinde kaldı. Avrupa’dan yeni dünyaya gelen yönetmenler sinemanın yeni akımlarını da oluşturdular. Daha sonraki yıllarda sinemanın klasik filmleri ortaya çıktı. Bu filmler sinemanın tanımına uyuyordu.

Daha sonra teknolojinin ilerlemesi ve bilgisayarın sinemaya girmesiyle yapay efektler oluşturulmaya başlandı. Bilgisayar kullanımı bazı çekilmesi zor planları veya hatalı çekilen planları düzenlemek için kullanılıyordu. Fakat daha sonraları yönetmenin hayal dünyasına göre sinemanın şekillenmesine neden oldu. Masum bir cromakey bile çok değişik amaçlarla kullanılmaya başlandı.

İşte bu noktada bazı yönetmenler artık sinemanın gerçekten uzaklaştığına, seyirciyi de gerçekten uzaklaştırdığına dikkat çekmek için Dogma Akımını başlattı. Sinemanın efektler, müzikler, dekorlar, yapma ışıklar ve gerekli gereksiz kamera hareketlerinden yapaylaştırıldığını, sentetik ve duygusuz hale getirildiğini ileri sürerek müziksiz, efektsiz, elde sallanan titrek kameralarla çekim yapılan filmler çıktı dogma akımından. Bir fikir barındırıyordu ve ifadeyi farklı ve daha sahici olma iddiasındaki bir perspektiften vermeye çalışıyordu.

Dogma Akımını oluşturan ve destekleyen yönetmenler de Avrupa’dan çıktı. Daha sonra bu akım kabul gören yönetmenler tarafından uygulandı.

İtalyan Yeni Gerçekçiliği

Sinema Tarihi Yorum Yok »

İtalyan Yeni Gerçekçiliği II.Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da ortaya çıkmış bir sinema akımıdır. (İtalyanca:Neorealismo, İngilizce:Italian Neorealism). Bu akım kabaca 1944 ila 1952 yılları arasında etkili oldu. Genelde kabul gören kanıya göre akımı başlatan film Roberto Rossellini’nin 1945′te çektiği Roma, Açık Şehir (Roma, Città Aperta) iken akımın son filmi de Vittorio De Sica’nın 1952 tarihli Umberto D.’sidir. Kimilerine göre Federico Fellini’nin 1954 tarihli filmi Sonsuz Sokaklar (La Strada) da bu akıma dahil edilir.

İran Yeni Dalgası

Sinema Tarihi Yorum Yok »

İran Yeni Dalgası veya İranlı Yeni Dalga (İngilizce: Iranian New Wave), İran sinemasındaki bir akımın adıdır. 1969′da Dariush Mehrjui’nin Gāv (İnek) adlı filmiyle başlayan akım, Mesud Kimiai’nin Gheysar ve Nasser Taqvai’nin Calm in Front of Others filmleriyle devam etti. Akım, yeni kültürel, dinamik ve entelektüel değerler ortaya koydu. İranlı sinema seyircisi de daha titiz hale geldi ve akımı gelişmesi ve başarılı olması yönünde teşvik etti. 3-4 yıl içinde 40-50 civarında kayda değer film çekildi ve İran Yeni Dalgası kurulmuş ve kendisini kabul ettirmiş oldu.

Yeni Dalga

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Yeni Dalga (Fransızca: la Nouvelle Vague) 1950 sonları ve 1960′larda, kısmen İtalyan Yeni Gerçekçilik akımından etkilenen bir grup Fransız film yapımcısı için eleştirmenler tarafından kullanılan bir terimdir. Yeni Dalga hiçbir zaman örgütlü bir hareket haline gelmemiştir, buna karşın Yeni Dalga akımını benimseyen film yapımcıları kendilerinden emin bir biçimde klasik film formunu reddetmeleri ve tabuları yıkma cesaretleriyle bilinirler. Bu akım yönetmenlerinin birçoğu dönemin çehresini değiştiren toplumsal ve siyasi değişimlere filmlerinde yer vermiş; kurgu, görsel biçim ve sinematografik anlatımlarındaki farklılıklarla muhafazakar paradigmadan kesin bir kopuş sergilemişlerdir.

Bu akımın başlıca öncüleri arasında yer alan François Truffaut, Jean-Luc Godard, Éric Rohmer, Claude Chabrol ve Jacques Rivette Fransa’nın ünlü sinema dergisi Cahiers du cinéma’ya film eleştirileri yazarak sinemaya başlamışlardır. Grubun kurucularından olan sinema kuramcısı André Bazin Yeni Dalga hareketini etkileyen başlıca kaynaklardan biri olmuştur.

Kinoglaz Manifestosu

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Kinoglaz Manifestosu Sine-göz olarak da bilinen sinema kuramıdır.
Devamını Oku… »

Dogma 95

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Dogma 95 1995te danimarkalı yönetmenler Lars von Trier, Thomas Vinterberg, Kristian Levring, ve Søren Kragh-Jacobsen tarafından başlatırmış avantgarde film yapım akımıdır. Bu akım bazen Dogme 95 Collective veya the Dogme Brethren olarak da bilinir.

Deneysel film

Sinema Tarihi Yorum Yok »

Deneysel film ne anlatısal kurmaca ne de kurmaca dışı şeklinde organize edilmemiş filmdir. Film araştırmacıları deneysel veya avant-garde (öncü) filmi kurmaca film, belgesel film ve tartışılır biçimde canlandırma ile beraber film yapımının temel biçimlerinden biri sayarlar.

İsminden de anlaşılacağı gibi deneysel film mutlaka olmasa da sıklıkla seyircinin sinemada normalde bulunmayacak belirli performanslara veya sunum türlerine tepkisini dener. Böyle filmler genellikle avant-garde’dır ve isteyerek veya istemeyerek seyirciyi şoke eder veya şaşırtır. Tüm sinema içinde diğer görsel sanatlara ve onların avant-garde’larına en yakın olma eğilimi deneysel sinemadadır.