Sovyet Sineması: Sergei Eisenstein
Politik Sinema Yorum Yok »
Eisenstein 23 Ocak 1898’de Riga’da doğdu. Ailesiyle gittiği Paris’te, 1906 yılında ilk kez sinemayı tanıdı. 1908’de Riga’da Fransızca ve İngilizce eğitim veren bir okula girdi. Daha sonra Petersburg’a giderek Mühendislik Okulu’na yazıldı. Güzel Sanatlara olan eğilimi yüzünden buradan ayrılarak Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. 1917’de başlayan Sovyet Devrimiyle birlikte Kızıl Ordu’ya katıldı. 1920’de Proletkult Tiyatrosu’na dekorcu olarak girdi. 1923 yılında Glumov’un Günlüğü adlı ilk kısa filmiyle sinemaya adım atmış oldu.
Devamını Oku… »
Dziga Vertov, Denis Arkadievich Kaufman adıyla 2 Ocak 1896 günü doğar.Sinemada Sine-göz akımının kuramcısdır.O zaman rusya günümüzde ise polonyada olan Bialystok’da 1912-14 arasında, lise yıllarında müzik eğitimi alır. 1915′de Petrograd’a gider ve Psiko-Nöroloji Enstitüsü’nde okumaya başlar. Avant-garde ve fütürist gruplara katılır ve 1918 yılı başında yazar Mikhail Koltsov’un istemiyle Moskova Film Komitesi’nde yazar ve kurgucu olarak çalışmaya başlar. Yazın Komite’nin Belgesel Bölümü sekreterliğine getirilir. Adını Dziga Vertov’a dönüştürmesi bu dönemde olur. sinemada kurmacaya karşıdır. Dramanın aslında burjuvazinin elindeki bir afyon olrak nitelendirir. Bir kameranın işlevinin sadece görüntüyü kopyalayan değiğl aynı zamanda seyirciye görüntünün bütününü taşımaya çalışır. Filmleri Ajit-trenlerle bütün sovyet rusyasını dolaşmıştır.
Kinoglaz Manifestosu Sine-göz olarak da bilinen sovyet sinema kuramıdır.Üçlü Konsül: Dziga Vertov, Mikhail Kaufmann ve Elizaveta Svilosa’dan oluşan ve sine-göz kuramını geliştiren grup. Kuramcısı Dziga Vertov’dur. Vertov 1917 ekim devriminden sonra sinemayla ilgilenmeye başlamış. Vertov sinema kuramını o dönemki bolşevik iktidarının kendini halka anlatma ihtiyacı üzerinden şekillendirmiştir. Vertov’un çoğu film bolşeviklerin sosyalizmi ve çarlığı anlatmak amacıyla ülkenin dört bir yanını dolaşan Ajit-tren adı verilen bir trenle gösterilmiştir.
Bütün sanat eserleri politiktir; sanat eserleri olmaları dolayısıyla filmler de bu kurala istisna oluşturmaz. Eğer Costa-Gavras’ın sanatçı olduğunu kabul edeceksek, ki aksini söylemek akıl kârı olmaz, mantıksal olarak bunları takip edecek ifade, Costa-Gavras’ın da eserlerinin politik olacağıdır. Yeni bilgi üretmemesine karşın, bu görünürde gereksiz olan mantıksal çıkarım, Gavras’ın ve pek çok başkasının, eserleri için kullanılan kategorilendirmeyi totolojik hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda daha detaylı bir çalışmanın önünü açar.