Çocuk masumiyetinin şiiri, İran Sineması
İran Sineması Yorum Yok »Bu satırları okuduğunuzda, İranlı yönetmen Asker Ferhadi’nin (Asghar Farhadi) Chahar Shanbeh Souri / Fireworks Wednesday adlı filmi Locarno Uluslararası Film Festivali’nde Altın Leopar Büyük Ödülü için yarışıyor olacak. Yazar Cihan Aktaş’ın ‘Şark’ın Şiiri: İran Sineması’ adlı çalışmasında belirttiği üzere, son bir yılda 80 film üretilen ve bunların yüzde 10’unu bağımsız yapımların oluşturduğu İran’da, sinema politikalarını yönlendiren Farabi Sinema Kurumu’nun devlet politikalarından bağımsız ve bilinçli çalışmaları sonucu, dış dünyaya karşı her türlü yalıtılmış konumuna rağmen; 35-45 yaşlarındaki İranlı sinemacılar, saygın sinema festivallerinde yarışmalara katılmakta, ABD’de bile filmleri haftalarca gösterimde kalabilmektedir. İran’ın yüzlerce yıllık kültüründen ve geleneklerinden yola çıkan, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin son dönem sinema dilinden izler taşıyan, ama en önemlisi şiir’den beslenen İranlı yeni sinemacılar, Mecid Mecidi (Majid Majidi) ve Cafer Panahi (Jafar Panahi) ekranımıza konuk oluyorlar. Devamını Oku… »
İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam’da aslında yasak olan “imajın” varlığını tartışmanız gerekir önce. Yoksa hiçbir kültür kadınlara “dayanamaz” –muhakkak çekicilikleri ve birtakım güzellikleri, işveleri vesaire vardır onların. İşte Mahmalbaf’ın Kandahar filmine bakın –ne diyordu? İmajları olmayan ülke. Niçin? Çünkü kadınlarını burkalara kapatmış. Bu sosyo-politik gerçeklik yine de filme bir paradoks olarak yansımış bulunuyor (ve hissedebildiğim kadarıyla filmin yönetmeni bunun pek farkında değil): burkalarla Afganistan yaylalarında çekilmiş kadınlar filmin en güçlü ve rengarenk imajlarını oluşturmaktan geri kalmıyorlar, kapatıyorlar onları, onlar ise burka denen giysilerini yeniden ve yeniden icat ederek, renklendirerek, o çok özel erotizm dozunu kendi keyiflerince ayarlayarak cevap veriyorlar. Hayat şu ya da bu bicimde akacaksa ille de akabileceği kanalları üretmek, yeniden üretmek gerekir.